Sosyal İstenmezlik Eğilimi — Bryan Caplan

Eğer gerçekler kulağa kötü geliyorsa, insanlar yalan söylerler.  Başkalarına yalan söylerler.  Kendilerine yalan söylerler.  Sosyal dünyanın en güçlü kuvvetlerinden biri olan Sosyal İstenirlik Eğilimi‘nin özü budur.  Sosyal İstenirlik Eğilimi olmadan siyaset, neredeyse tanınmaz hale gelirdi.  Sadece, siyasetçilerin sık sık “İlaçlara ve eğitime çok fazla kaynak harcıyoruz”, “İnsanların çoğu kendi emekliliklerini tamamen kendileri finanse edebilir, ve “İstatistiksel olarak terörizm o kadar da abartılacak bir şey değil.” gibi şeyler söylediği bir dünyayı hayal edin.  İnsanların çok az bir kısmı dile getirmekten -hatta düşünmekten- utandıkları etkili politikalara oy verirdi.

Eğer internette az bir zaman geçirirseniz, bunun istisnalarını görürsünüz.  Haklı olmaya kulağa iyi gelmekten daha fazla değer veren insanların olduğunu fark edip mutlu olursunuz.  Fakat birazcık daha fazla irdelerseniz tuhaf bir biçimde, berbat görünen fikirlere doğru çekilen insanlar olduğunu keşfedersiniz.  Eğer gerçekler kulağa hoş geliyorsa bunu reddederler.  Çirkin bir görüş zerre de olsa haklılık payına sahipse bunun evrensel bir yasa olduğunu söylerler.  Belki trollüyorlardır, belki de kendi kendilerini bu deliliğe ikna etmişlerdir.  Ne olursa olsun, insanlığın ufak bir kısmı Sosyal İstenmezlik Eğilimi gösteriyor.  Eğer gerçekler kulağa güzel geliyorsa hem kendilerine hem de başkalarına yalan söylüyorlar. 

Tıpkı Sosyal İstenirlik Eğilimi’nde olduğu gibi Sosyal İstenmezlik Eğilimi’nin de tam olarak yerini saptamak zor olabiliyor.  Kimin hangi tarafa “eğilimli” olduğunu bilmek için öncelikle gerçeği keşfetmek gerekmiyor mu?  Evet.  Fakat insanlar abartıya o kadar yatkın ki Sosyal İstenmezlik Eğilimi’nin standart örnekleri dört bir tarafta. 

İnsanlar multi-etnik toplumlara bakıp topyekûn bir ırk savaşının “önümüzdeki birkaç on yılda kaçınılmaz olduğu”nda ısrar ettiğinde Sosyal İstenmezlik Eğilimi suçunu işliyorlar.

Uluslararası ilişkilere bakıp milyonlarca masumun ölümünün barış ve refah için tek umudumuz olduğunu söylediklerinde Sosyal İstenmezlik Eğilimi suçunu işliyorlar.  (Evet, bu cinai deliliğin özel konuşmalarda bazı bazı dillendirildiğine şahit oldum).

İnsanlar milyonlarca çaresiz Suriyeli mülteciye bakıp, onları kabul edersek onların “kurumlarımızı yerle bir edeceğinde” ısrar ettiklerinde Sosyal İstenmezlik Eğilimi suçunu işliyorlar.

İnsanlar gelişmekte olan ülkelerde fosil yakıt kullanımındaki hızlı artış bakıp, bunun sonucunda insanlığın son kertede daha kötü durumda olacağını ilan ettiklerinde, Sosyal İstenmezlik Eğilimi suçunu işliyorlar.

Eğer benim sizin Sosyal İstenmezlik Eğilimi’niz olduğunu söylediğim şeyin, aslında benim Sosyal İstenirlik Eğilimi’m olduğunda ısrar ederseniz, uygun oranlı iddialara her daim açığım. Daha önce çok kez yaptığım gibi.

Benim verdiğim Sosyal İstenmezlik Eğilimi sadece korkuluklardan* mı ibaret?  Belki de sizin korkuluğunuzdur gerçekten.  Fakat entelektüel kabilinizdeki bir sürü diğer insanın korkuluğu değil.  Ve onlarla birlik kuruyorsanız, bunlar osmoz nedeniyle sizin de eğilimleriniz oluyor.  8mm’den alıntılarsak, “Eğer şeytanla dans edersen, değişen şeytan olmaz. Şeytan seni değiştirir.”

Sosyal İstenmezlik Eğilimi’yle ilgili en üzücü şey genelde Sosyal İstenirlik Eğilimi’ne karşı sağlam temelli bir başkaldırı olarak başlaması.  Örneğin zeka araştırmaları bir gerçek kaynağıdır.  Hakkında pek iyi şeyler söylenmez zira “Bireyler ve gruplar başarısızlığa uğrar çünkü aptaldırlar” demek kulağa kötü gelir.  Fakat IQ fanboylarının haksız istismarlara katlandıktan sonra mizantropik mübalağaya doğru meylettiklerini fark ettim.  Ilıman formu: Ukala biçimde, ortalama altı IQ’ya sahip işçilerin sıfır marjinal hasılata sahip olduğunu iddia etmek.   Korkutucu bir formu: Neşeli bir biçimde, eğer ortalama altı işçiler hiç doğmamış olsaydı insanlığın toplam faydasının daha yüksek olduğunu iddia etmek.

Bazen trajik tercihler yapmak zorunda kalırız.  Bu, Sosyal İstenirlik Eğilimi’nin bizi reddetmeye teşvik ettiği bir gerçek.  Fakat, en azından modern dünyada, genellikle trajik seçimler yapmak zorunda kalmayız.  Eğer toplumsal sorunlar için kurtarıcı çözümleriniz insanları öldürmek, kısırlaştırmak ya da onları bir savaş bölgesine hapsetmekse, dünyayı olduğu gibi görmüyorsunuzdur.  Sosyal İstenmezlik Eğilimi’ne Sosyal İstenirlik Eğilimi’nden çok daha az rastlıyoruz.  Yine de parlak birçok zihni zehirliyor.


*Korkuluk

Yazan: Bryan Caplan

Kaynak: The Library of Economics and Liberty

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *